8 Mayıs 2015 Cuma

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde!

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.
Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor
İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…
Bedri Rahmi Eyüboğlu iç dünyasını tuvallere ve şiirlere aktarırken sanat, edebiyat, siyaset ve iş dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirdiği, yaşadığı döneme ışık tutacak mektuplaşmaları da tarih yolculuğundaki yerlerini alıyor.  Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayıp Paris’te süren eğitim hayatından, resim tutkusunun peşinden gittiği Anadolu’daki yurt gezilerine kadar sanatçının yaşamından birçok kesiti yansıtan mektuplar, “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi’nde ilk kez gün yüzüne çıkıyor.
Sergi, hem sanatçının kaleme aldığı hem de kendisine gelen yüzlerce mektubun Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma ile kitaplaştırılmasına paralel olarak hayata geçiriliyor. Sanatçının gelini Hughette Eyüboğlu’nun hazırladığı, editörlüğünü Rûken Kızıler’in üstlendiği kitabın ve serginin tasarımı Emre Senan tarafından gerçekleştirildi.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Avrupa’da öğrenci olduğu günlerden Akademi’de öğretmen olduğu günlere pek çok anıyı barındıran mektuplar, orijinal olarak sahiplerinin kendi ifadeleriyle ve kendi imzalarıyla ziyaretçilere ulaşıyor. Sadece ressam ve şair olarak değil mozaik, seramik, vitray ve yazma sanatçısı, heykeltıraş, öğretmen ve yazar kimlikleriyle de sanatımıza kalıcı eserler bırakan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun pek çok isimle sürdürdüğü yazışmaları aynı zamanda sanatçılar arasındaki kuvvetli bağı da gözler önüne seriyor. Her biri tarihi belge niteliğindeki mektuplar; sanatçıların o dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılara dair fikir verirken, yaşanan zorlu koşullara rağmen gerçekleştirdikleri idealleri ile tarihe not düşürebilmeyi başarmış bu insanların umutlarını yitirmediklerini de en iyi şekilde ortaya koyuyor.
Sanatçının Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fikret Muallâ, Âşık Veysel, Adalet Cimcoz, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Çallı, Andre Lhoté, Fahrünisa Zeid, Abidin Dino, Reşat Nuri Güntekin, Cemal Tollu, Nurullah Berk ve Arif Kaptan ile mektuplaşmalarının her biri ziyaretçilerde ayrı bir tat bırakmayı vaat ediyor. İş dünyasının önde gelen isimleri Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın mektupları da Eyüboğlu arşivinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Serginin bölümlerinden biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşamını şekillendiren iki kadın, eşi ressam Eren Eyüboğlu ve büyük aşk yaşadığı, “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan ile mektuplaşmalarından oluşuyor. Eren Eyüboğlu, büyük aşk yaşadığı Karadut’u sonsuzluğa uğurladıktan sonra eşinin elini bırakmayarak o zor günleri atlatmasına ve resme odaklanmasına yardımcı olacak kadar güçlü iken, diğer taraftan Mari Gerekmezyan ise ölümünün ardından bile gözlerini yaşartacak kadar sevdalı olduğu bir isim.
64 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Bedri Rahmi… 
İş Sanat Kibele Galerisi’nde çağdaşlarıyla yazışmalarının ilk kez gün yüzüne çıktığı “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile anılan sanatçının hayat hikâyesi Trabzon’da başlar. Takvimler 1911 yılını gösterdiğinde Görele Kaymakamı Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım’ın ikinci çocuğu olarak hayata merhaba der. Asıl adı olan Ali Bedrettin, zaman içinde önce Bedir’e sonra Bedri’ye dönüşür.  Babasının görevi dolayısıyla yerleştikleri Trabzon’daki lise resim öğretmeni ünlü ressam Zeki Kocamemi tarafından keşfedilir. Sanatçı yine bu dönemde edebiyata da merak salar ve ilk şiirlerini yazmaya başlar.
1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı gibi Türk resminin mihenk taşlarının öğrencisi olma şansına erişir. Edebiyata olan ilgisinin üzerine düşer ve Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri alır. 1930’larda hayat onu bu kez Fransa’ya götürür. Dijon ve Lyon’da bir yandan çalışarak Fransızcasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Gauguin, El Greco, Cezanne gibi beğendiği ressamların eserlerini kopya eder. Sanatçı, ileride hayatını birleştireceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile de Fransa’da tanışır. 1940’lı yıllara gelindiğinde kalbine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanan Mari Gerekmezyan girer. Asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapar, sanatçı bu büste duyduğu minneti Mari’nin çeşit çeşit portrelerini yaparak ve ona şiirler yazarak yanıtlar. Artık bütün İstanbul ve elbette Eren Eyüboğlu bu tutkulu aşktan haberdardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılındaki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı aşkla, resimle, edebiyatla, dostlarıyla, dönemin önde gelen kültür ve düşünce insanlarıyla bir arada geçirir.
Meraklıları için 5 Mayıs - 20 Haziran arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilecek “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi, sanat ve kültür tarihimizde eşine az rastlanır bir iz bırakmayı vaat ediyor. Sergide orijinal el yazılı mektuplar ve sanatçının çizimleriyle süslediği desenli zarfların yanı sıra mektuplaşılan isimlerin Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmış portreleri de yer alıyor. Serginin ziyaretçilerini güzel bir sürpriz de bekliyor. İsteyen katılımcılara, sanatçının desenleriyle hazırlanmış mektup ve zarflarla sevdiklerine yazma imkânı sunuluyor. Şimdi özlemle andığımız eski günlerdeki gibi mektup yazma zamanı!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Nisan 2015 Cuma

FİLM | Kocan Kadar Konuş (2015) - Hadi İnşallah (2014)

Ne zaman izledim,yazmak ne zaman nasip oldu :)
Kitabını çok beğenmiştim biliyorsunuz,filmini ayrı bir beğendim :) İnternete düşünce tekrar izlemeyi düşünüyorum.Çok eğlenceliydi,bol kahkahalıydı.İzleyin :)

Not : Filmde Efsun'un odasına bayıldım! (Kendisine de bayılıyorum orası ayrı :) Her taraf kitapla,kitap sözleriyle doluydu.Ba-yıl-dım :)



Dün de uyku tutmayınca film izleyeyim dedim.Bu da çok komik bir filmdi.
Kocan Kadar Konuş ile ikisi çok karşılaştırıyor.Benim favorim hala KKK :)
Ama bu film de gayet güzeldi.
Kitabını okuyanlar için : Gerçekten hepsi PuCCa'nın başına gelmiş mii?






1 Nisan 2015 Çarşamba

Mart Okuduklarım '15

Bu ayki performansımdan oldukça memnunum :) Mart ayını 7 kitap ile kapattım :)
Uzun zamandır bu kadar doyasıya,bol bol kitap okumamıştım çok iyi geldi.Elimden kitap eksik olmadı neredeyse.Maşallah :)

Henüz çoğunun yazısı gelmedi ama gelecek.Bu durumdan çok sıkıldım ben de ama yetişmiyor bu yazılara :)

Benim için bu ayın en özel kitabı Çalıkuşu oldu.En sevdiğim kitaplardan biridir,yine beni çok etkiledi..

Ve meşhur Bülbülü Öldürmek'i okudum sonunda.Gerçekten güzeldi ;)

Yorumlar gelecek!

28 Mart 2015 Cumartesi

Beni Bulun - Michelle Knight

Okumayı çok istediğim kitap..
Bir günde bitirdiğim,
Okurken ağlama isteği uyandıran,
Midemi bulandıran,her sayfada yüzüme tokatlar yediğim,
Ve her şeyden önce hazmetmesi zor kitap!

Kitaba fotoğraflar eklenmesiyle birlikte çok etkiledi beni.Bu gerçek bir hikaye ve fotoğraflarla daha iyi hissedebiliyorsunuz bunu.
Ayrıca Michelle Knight'ı cesaretinden dolayı tebrik ediyorum.Mahkemede ona bunları yaban "canlının" karşısında durabildiği için!



Gerçek Bir Yaşam Öyküsü

1 EV, 3 KADIN, 11 YILLIK ESARET

BENİ BULUN 
ÇÜNKÜ BU SİZİN DE HİKÂYENİZ OLABİLİR

2002 yılında kaybolduğumda pek çok kişi bunu fark etmemişti bile. Yirmi bir yaşındaydım; adres sormak için bir markete uğrayan genç bir anne… 

On bir sene boyunca kilit altında tutuldum, türlü işkencelere maruz kaldım. Bu, hayatımın halihazırda bildiğiniz kısmı olabilir fakat daha bilmediğiniz çok şey var.
-Michelle Knight-

Michelle Knight 2002 yılında, Ariel Castro isimli bir okul servisi şoförü tarafından kaçırıldı ve on yıldan uzun bir süre taciz, tecavüz ve işkenceye maruz kaldı. 2003 yılında Amanda Berry, 2004 yılında da Gina DeJesus tutsak olarak Michelle'e katıldı. 6 Mayıs 2013'te bir fırsatını bulup tutsaklıktan kurtulmalarının ardından, bu olay dünyada büyük yankı uyandırdı. Şimdi ise binlerce kişinin merak ettiği konu şu: O evin içinde neler oldu ve üç kadın akıl almaz işkencelere dayanacak gücü nasıl buldu?

Michelle Knight, gözler önüne serdiği bu sarsıcı hikâyesiyle suskunlar için bir ses, her yıl kaybolan binlerce çocuk ve genç için güçlü bir sembol oluyor.

"Televizyon programı yaptığım on iki yıl boyunca hiçbir şey beni Michelle Knight ve onun yaşama tutunma hikâyesi kadar etkilemedi."
-Dr. Phil McGraw-
(Tanıtım Bülteninden)



27 Mart 2015 Cuma

Tekrar Tekrar Okuduklarım #3 : Çalıkuşu


Çalıkuşu benim en sevdiğim kitaplardan biridir.Bu üçüncü okuyuşumdu,daha birçok kez okuyabilirim.
Bu kitabı tek kelimeyle tanımlayacak olsam o kelime "naif" olurdu.İnsanın ruhuna öyle güzel dokunuyor ki!

Hiç sıkılmadan,sayfalar su gibi akıp gidiyor.Neden bilmem,çok seviyorum işte! Belki bunda Feride karakterini çok sevmemin de etkisi olabilir.

Kitapta en sevdiğim kısımlardan biri :
Boğazımı düğüm düğüm eden,gözlerimin sulanmasına neden olan kısım..

Demem odur ki,çok seviyorum.Eğer okumayan varsa hala,okumalı :)


23 Mart 2015 Pazartesi

Bursa 13.Kitap Fuarı (2015) - Aldıklarım

Geleneksel haline gelen bir kitap fuarı yazımdan daha merhaba ! :)

Her sene 2 kere gitmek adetimdi,bu sefer sadece bir kere gidebildim,fuarın ikinci günü.Bir kez daha gitme niyetim vardı ama açıkçası yollarda sürünmek istemedim.Erken gidip erken döndüğüm için de çok fazla kalabalığa kalmadım,mutluyum :)

Bu sefer neredeyse hep klasik aldım diyebilirim ! Ablamla çoğunlukla çiklit kitaplar okuduğumuzu ve önemli romanları kaçırdığımızı düşündük, o yüzden tercihlerimiz bu yanda oldu.
Sadece klasik olmayan "İlk Son Öpücük" ve "Beni Bulun" var.İlk Son Öpücük ablamın arkadaşının tavsiyesiyle alındı.Beni Bulun'u da zaten çok merak ediyordum,5 TL'ye bulunca kaçırmadım.İlk Son Öpücük de 10 TL'ydi bir Martı klasiği olarak :)

"Sabahattin Ali"ler dikkatinizi çekti eminim.Ablamla Sabahattin Ali aşığıyız! O yüzden 4 tane kitabını kapıverdik :) YKY'ndan bir de Mine Söğüt ekledim,okumak-tanışmak istediğim yazarlar arasındaydı.

Kafka'nın meşhur Dönüşüm'ü.Artık okumak gerekti.

Ermiş ve Satranç zaten uygun fiyatlı kitaplardı,bir de indirimli ikisi 10 TL'ye gelince tadından yenmedi :)

"Eşekli Kütüphaneci" de beğenilen,benim de merak ettiğim kitaplar arasındaydı.

Ve Baba Evi-Avare Yıllar ! Benim için fuarın kitabı budur :) Hiç Orhan Kemal okumadım,üzülerek ve utançla söylüyorum. Fuarda kitaplara bakınırken bir beyefendi bize aklımızda bir şeyler olup olmadığını sordu,isterseniz tavsiye edebilirim dedi.Biz de onun tavsiyesini istedik,bu kitabı verdi.Seçimlerinize güveniyoruz,alalım dedik.İçine bir şey yazacağım şimdi dedi ve Orhan Kemal'in oğlundan .. diye başlayan güzel dileklerini sunan bir yazı yazdı.Ve ikimiz de donduk kaldık ablamla,çünkü karşımızdaki Orhan Kemal'in oğlu Işık Öğütçü imiş.Çok şaşırdık hem de çok sevindik.O kadar mutlu oldum ki anlatamam.
Kendisi bu kitabı okuyunca doyamayacağımızı,bütün Orhan Kemal kitaplarını okuyacağımızı hatta "Bizi nerden bulaştırdınız!" diyeceğimizi söyledi.Eminim öyle olacak :) Çok teşekkürler!

Son kitabım da fotoğrafa eklemeyi unuttuğum Yaban.

Eveet,bir fuar daha böyle geçti.İndirimler her zamanki gibiydi bence Can,DK,YKY.. gibi yayınevlerinde %25 %30 civarıydı.Martı'da 10 TL,5 TL'lik kitap bölümleri vardı vs. vs.

Ve Martı bir katalog verdi.Çok çokk güzel.Bir de kitap okuma lambası aldım.


O kadar güzel kitaplar aldım ki çok mutluyum! Bayadır kitap almıyordum,acısını çıkardım:)
Siz neler düşünüyorsunuz peki ? Okuduklarınız,okumak istedikleriniz var mı ? Ve Bursalılar,sizin fuar maceranız nasıl geçti ? :)


Not : Kitap fuarı diye aratırsanız,geçmiş yıllardaki yazılarımı da görebilirsiniz.

16 Mart 2015 Pazartesi

Geniş Zamanlar - Ayşe Kulin

İncecik bir hikaye kitabı.
Ayşe Kulin'in en çok tarih ile harmanlanmış romanlarını seviyorum,iyice anladım :)
Kitaptaki hikayelere çok bayıldığımı söyleyemeyeceğim.
Ama kitapta bir karakter var ; Aydın.Maalesef Türkiye'nin (veya Dünya'nın) gerçeklerinden biri,böyle insanlar var! Söylemeden geçemedim!

Tanrının sonunda bana acıdığını ve yardım etmeye karar verdiğini düşünmem için sebeplerim var. Kocam elini bile sürmüyor bana. Yanıma yaklaşmıyor, yüzüme bakmıyor. Ayrı odalarda yatıyor, karşı karşıya gelmemeye gayret ediyoruz. O sabahın erken saatlerinde, mutfak masasına hazırladığım kahvaltısını tıkınıp çıkıp gittikten sonra, büründüğüm kara çarşafı fırlatıp atıyorum evin bir köşesine. Yatağıma dönüyorum, her bir anını, ellerimi incecik bir ipek üzerinde dolaştırır gibi özenle okşayarak, severek, hasretle titreyerek düşündüğüm on yılıma geri gitmek için. Gözlerimi yumup, yeniden yaşamaya başlıyorum. 
Geniş Zamanlar, hayatın içinden akan, kendi zamanlarını yaşatan öykülerden oluşuyor.

Yayın Tarihi
ISBN9752892574
Baskı Sayısı39. Baskı
DilTÜRKÇE
Sayfa Sayısı114


Bunlar da İlginizi Çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...