22 Aralık 2015 Salı

Yeni Yıl İçin Alınabilecek En Güzel Hediye


Şimdi yazının başlığına bakıp hemen uçak, araba, sonsuz para diyeceğimi düşünüyorsunuz biliyorum ama bu sefer başka bir hediyeden bahsedeceğim. Yılbaşı yaklaşırken evde aile üyeleri tarafından gizli gizli işler çevrilmeye başlar. Herkes kendi hediyesini en güvenli yere saklamaya çalışır aynı zamanda diğerlerinin hediyelerini bulmaya çalışır. Bu yıl evde yılbaşı için hediyemi biraz erken buldum. Gardırobun en arkasında hışırdayan bir torba içerisinde hediye saklanırsa olmaz.
Neyse ben şu hediye kısmına geçeyim. Daha gelmeyen yılbaşının hediyesi: Oral-B şarjlı diş fırçası. Denemeye çekiniyordum ama hediye gelince keşke daha önce alsaymışım dedim kendi kendime.
Oral-B, profesyonel diş temizleme aletlerinden esinlenerek tasarlamış bu şarjlı diş fırçaları ile mükemmel bir temizlik deneyimi sunuyor. Diş plaklarını temizlemekte manuel fırçalardan çok daha etkili bir sonuç veriyor, ilk kullanımdan sonra bile daha önce sanki hiç bu kadar iyi dişlerimi fırçalamamışım gibi hissettim. Üç boyutlu oynar başlık sayesindeyse normal bir fırçanın yapamayacağı kadar hareket edip, normalde ihmal ettiğimiz ulaşamadığımız yerlere bile ulaşıyor. Fırça başlıkları dişleri tamamen sararak birçok noktaya temas ediyor ve muhteşem sonuçlar almamı sağlıyor.
Ağız bakımına çok önem veren birisi olarak bu benim için en iyi yılbaşı hediyesi oldu. Siz de yeni yılda sevdiklerinize Oral-B şarjlı diş fırçası hediye ederek onları mutlu edebilirsiniz.
Ürünleri incelemek ve yılbaşı indiriminden yararlanmak için tıklayınızBu arada, Burcu Esmersoy'lu videosunu da paylaşmadan duramadım :)

Bir boomads advertorial içeriğidir.

5 Eylül 2015 Cumartesi

PANTENE ALTIN KELEBEK ÖDÜLLERİ’NE GERİ SAYIM HEYECANI BAŞLADI!

Televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği Altın Kelebek Ödülleri, bu kez Pantene sponsorluğunda organize ediliyor. 42.’si düzenlenecek olan Pantene Altın Kelebek Ödülleri, bu yıl da sanat camiasının önemli isimlerini bir araya getirecek. Kırmızı Halı’dan sahneye kadarki süreçte sürprizlerin yaşanacağı, yıldızlar geçidine dönüşecek olan tören, birçok yeniliğe ve ilklere de ev sahipliği yapacak.
Yıldızı Parlayanlar onlar oldu
Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde bu yıl yeni bir kategori daha var: “Pantene Yıldızı Parlayanlar”. Senelerdir saç bakımına getirdiği yeniliklerle Türkiye’de ve dünyada öne çıkan Pantene, bu özel gece için ise Türkiye’nin yıldızı parlayan genç isimlerine eşlik ediyor olacak. 42 yıllık Altın Kelebek tarihinde bu yıl ilk kez verilecek “Pantene Yıldızı Parlayanlar” ödülünün sahipleri Hande Erçel, Bensu Soral ve Nilay Deniz oldu.
Gecenin yıldızı sen ol, Pantene saçının farkını kırmızı halıda da göster! 
42. Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde televizyon ve müzik dünyasının en iyileri senin vereceğin oylarla parlayacak! www.pantenealtinkelebekodulleri.com’a gir ve sen de en sevdiğin sanatçılara oyunu ver. Ayrıca “benim de saçlarım güçlü ve sağlıklı görünüyor” diyorsan, “Gecenin Yıldızı Ol” kısmına başvur. Kişisel bilgilerini gir ve fotoğrafını yükle. Pantene Altın Kelebek Özel Jürisi’nin seçimleriyle bu büyülü gecede benzersiz deneyimler yaşayacak 15 şanslı kişiden biri de sen ol! Üstelik kendini bir yıldız gibi hissedeceğin gecede, sahne arkasında yıldızların heyecanına tanık olma ve en sevdiğin sanatçıya sahnede ödülünü verme şansı yakala. Pantene saçının farkını kırmızı halıda da göster!
Bu heyecanı kaçırma!
Vuslat Doğan Sabancı, Hürriyet, Kanal D ve Pantene’in ev sahipliği yapacağı Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni, 4 Ekim Pazar akşamı Kanal D’den canlı olarak yayınlanacak.
www.pantenealtinkelebekodulleri.com
#pantenealtınkelebek
Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni’nin tanıtım filmi  ve kamera arkası görüntüleri için tıkla.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Mayıs 2015 Pazar

Müziğin Enerjisi #17



Merhaba!
Uzun zamandır yoktum.Yazmak içimden gelmemişti açıkçası,ben de zorlamak yerine istediğimi yapmaya karar verdim.Çünkü blog bir keyif işi,canım istemedikten sonra ne anlamı kalırdı ki :)

Geçenlerde keşfettiğim,pek bilinmeyen bir şarkıcıdan bahsedeceğim size.
Zara Larsson.
İsveçli,henüz 17 yaşında bir şarkıcı.Kendi ülkesindeki Yetenek Sizsiniz ile ünlü olmuş.
Sesi gerçekten çook güzel.Dinlemenizi öneririm :) 








8 Mayıs 2015 Cuma

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde!

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.
Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor
İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…
Bedri Rahmi Eyüboğlu iç dünyasını tuvallere ve şiirlere aktarırken sanat, edebiyat, siyaset ve iş dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirdiği, yaşadığı döneme ışık tutacak mektuplaşmaları da tarih yolculuğundaki yerlerini alıyor.  Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayıp Paris’te süren eğitim hayatından, resim tutkusunun peşinden gittiği Anadolu’daki yurt gezilerine kadar sanatçının yaşamından birçok kesiti yansıtan mektuplar, “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi’nde ilk kez gün yüzüne çıkıyor.
Sergi, hem sanatçının kaleme aldığı hem de kendisine gelen yüzlerce mektubun Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma ile kitaplaştırılmasına paralel olarak hayata geçiriliyor. Sanatçının gelini Hughette Eyüboğlu’nun hazırladığı, editörlüğünü Rûken Kızıler’in üstlendiği kitabın ve serginin tasarımı Emre Senan tarafından gerçekleştirildi.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Avrupa’da öğrenci olduğu günlerden Akademi’de öğretmen olduğu günlere pek çok anıyı barındıran mektuplar, orijinal olarak sahiplerinin kendi ifadeleriyle ve kendi imzalarıyla ziyaretçilere ulaşıyor. Sadece ressam ve şair olarak değil mozaik, seramik, vitray ve yazma sanatçısı, heykeltıraş, öğretmen ve yazar kimlikleriyle de sanatımıza kalıcı eserler bırakan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun pek çok isimle sürdürdüğü yazışmaları aynı zamanda sanatçılar arasındaki kuvvetli bağı da gözler önüne seriyor. Her biri tarihi belge niteliğindeki mektuplar; sanatçıların o dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılara dair fikir verirken, yaşanan zorlu koşullara rağmen gerçekleştirdikleri idealleri ile tarihe not düşürebilmeyi başarmış bu insanların umutlarını yitirmediklerini de en iyi şekilde ortaya koyuyor.
Sanatçının Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fikret Muallâ, Âşık Veysel, Adalet Cimcoz, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Çallı, Andre Lhoté, Fahrünisa Zeid, Abidin Dino, Reşat Nuri Güntekin, Cemal Tollu, Nurullah Berk ve Arif Kaptan ile mektuplaşmalarının her biri ziyaretçilerde ayrı bir tat bırakmayı vaat ediyor. İş dünyasının önde gelen isimleri Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın mektupları da Eyüboğlu arşivinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Serginin bölümlerinden biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşamını şekillendiren iki kadın, eşi ressam Eren Eyüboğlu ve büyük aşk yaşadığı, “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan ile mektuplaşmalarından oluşuyor. Eren Eyüboğlu, büyük aşk yaşadığı Karadut’u sonsuzluğa uğurladıktan sonra eşinin elini bırakmayarak o zor günleri atlatmasına ve resme odaklanmasına yardımcı olacak kadar güçlü iken, diğer taraftan Mari Gerekmezyan ise ölümünün ardından bile gözlerini yaşartacak kadar sevdalı olduğu bir isim.
64 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Bedri Rahmi… 
İş Sanat Kibele Galerisi’nde çağdaşlarıyla yazışmalarının ilk kez gün yüzüne çıktığı “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile anılan sanatçının hayat hikâyesi Trabzon’da başlar. Takvimler 1911 yılını gösterdiğinde Görele Kaymakamı Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım’ın ikinci çocuğu olarak hayata merhaba der. Asıl adı olan Ali Bedrettin, zaman içinde önce Bedir’e sonra Bedri’ye dönüşür.  Babasının görevi dolayısıyla yerleştikleri Trabzon’daki lise resim öğretmeni ünlü ressam Zeki Kocamemi tarafından keşfedilir. Sanatçı yine bu dönemde edebiyata da merak salar ve ilk şiirlerini yazmaya başlar.
1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı gibi Türk resminin mihenk taşlarının öğrencisi olma şansına erişir. Edebiyata olan ilgisinin üzerine düşer ve Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri alır. 1930’larda hayat onu bu kez Fransa’ya götürür. Dijon ve Lyon’da bir yandan çalışarak Fransızcasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Gauguin, El Greco, Cezanne gibi beğendiği ressamların eserlerini kopya eder. Sanatçı, ileride hayatını birleştireceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile de Fransa’da tanışır. 1940’lı yıllara gelindiğinde kalbine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanan Mari Gerekmezyan girer. Asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapar, sanatçı bu büste duyduğu minneti Mari’nin çeşit çeşit portrelerini yaparak ve ona şiirler yazarak yanıtlar. Artık bütün İstanbul ve elbette Eren Eyüboğlu bu tutkulu aşktan haberdardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılındaki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı aşkla, resimle, edebiyatla, dostlarıyla, dönemin önde gelen kültür ve düşünce insanlarıyla bir arada geçirir.
Meraklıları için 5 Mayıs - 20 Haziran arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilecek “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi, sanat ve kültür tarihimizde eşine az rastlanır bir iz bırakmayı vaat ediyor. Sergide orijinal el yazılı mektuplar ve sanatçının çizimleriyle süslediği desenli zarfların yanı sıra mektuplaşılan isimlerin Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmış portreleri de yer alıyor. Serginin ziyaretçilerini güzel bir sürpriz de bekliyor. İsteyen katılımcılara, sanatçının desenleriyle hazırlanmış mektup ve zarflarla sevdiklerine yazma imkânı sunuluyor. Şimdi özlemle andığımız eski günlerdeki gibi mektup yazma zamanı!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Nisan 2015 Cuma

FİLM | Kocan Kadar Konuş (2015) - Hadi İnşallah (2014)

Ne zaman izledim,yazmak ne zaman nasip oldu :)
Kitabını çok beğenmiştim biliyorsunuz,filmini ayrı bir beğendim :) İnternete düşünce tekrar izlemeyi düşünüyorum.Çok eğlenceliydi,bol kahkahalıydı.İzleyin :)

Not : Filmde Efsun'un odasına bayıldım! (Kendisine de bayılıyorum orası ayrı :) Her taraf kitapla,kitap sözleriyle doluydu.Ba-yıl-dım :)



Dün de uyku tutmayınca film izleyeyim dedim.Bu da çok komik bir filmdi.
Kocan Kadar Konuş ile ikisi çok karşılaştırıyor.Benim favorim hala KKK :)
Ama bu film de gayet güzeldi.
Kitabını okuyanlar için : Gerçekten hepsi PuCCa'nın başına gelmiş mii?






1 Nisan 2015 Çarşamba

Mart Okuduklarım '15

Bu ayki performansımdan oldukça memnunum :) Mart ayını 7 kitap ile kapattım :)
Uzun zamandır bu kadar doyasıya,bol bol kitap okumamıştım çok iyi geldi.Elimden kitap eksik olmadı neredeyse.Maşallah :)

Henüz çoğunun yazısı gelmedi ama gelecek.Bu durumdan çok sıkıldım ben de ama yetişmiyor bu yazılara :)

Benim için bu ayın en özel kitabı Çalıkuşu oldu.En sevdiğim kitaplardan biridir,yine beni çok etkiledi..

Ve meşhur Bülbülü Öldürmek'i okudum sonunda.Gerçekten güzeldi ;)

Yorumlar gelecek!

28 Mart 2015 Cumartesi

Beni Bulun - Michelle Knight

Okumayı çok istediğim kitap..
Bir günde bitirdiğim,
Okurken ağlama isteği uyandıran,
Midemi bulandıran,her sayfada yüzüme tokatlar yediğim,
Ve her şeyden önce hazmetmesi zor kitap!

Kitaba fotoğraflar eklenmesiyle birlikte çok etkiledi beni.Bu gerçek bir hikaye ve fotoğraflarla daha iyi hissedebiliyorsunuz bunu.
Ayrıca Michelle Knight'ı cesaretinden dolayı tebrik ediyorum.Mahkemede ona bunları yaban "canlının" karşısında durabildiği için!



Gerçek Bir Yaşam Öyküsü

1 EV, 3 KADIN, 11 YILLIK ESARET

BENİ BULUN 
ÇÜNKÜ BU SİZİN DE HİKÂYENİZ OLABİLİR

2002 yılında kaybolduğumda pek çok kişi bunu fark etmemişti bile. Yirmi bir yaşındaydım; adres sormak için bir markete uğrayan genç bir anne… 

On bir sene boyunca kilit altında tutuldum, türlü işkencelere maruz kaldım. Bu, hayatımın halihazırda bildiğiniz kısmı olabilir fakat daha bilmediğiniz çok şey var.
-Michelle Knight-

Michelle Knight 2002 yılında, Ariel Castro isimli bir okul servisi şoförü tarafından kaçırıldı ve on yıldan uzun bir süre taciz, tecavüz ve işkenceye maruz kaldı. 2003 yılında Amanda Berry, 2004 yılında da Gina DeJesus tutsak olarak Michelle'e katıldı. 6 Mayıs 2013'te bir fırsatını bulup tutsaklıktan kurtulmalarının ardından, bu olay dünyada büyük yankı uyandırdı. Şimdi ise binlerce kişinin merak ettiği konu şu: O evin içinde neler oldu ve üç kadın akıl almaz işkencelere dayanacak gücü nasıl buldu?

Michelle Knight, gözler önüne serdiği bu sarsıcı hikâyesiyle suskunlar için bir ses, her yıl kaybolan binlerce çocuk ve genç için güçlü bir sembol oluyor.

"Televizyon programı yaptığım on iki yıl boyunca hiçbir şey beni Michelle Knight ve onun yaşama tutunma hikâyesi kadar etkilemedi."
-Dr. Phil McGraw-
(Tanıtım Bülteninden)



27 Mart 2015 Cuma

Tekrar Tekrar Okuduklarım #3 : Çalıkuşu


Çalıkuşu benim en sevdiğim kitaplardan biridir.Bu üçüncü okuyuşumdu,daha birçok kez okuyabilirim.
Bu kitabı tek kelimeyle tanımlayacak olsam o kelime "naif" olurdu.İnsanın ruhuna öyle güzel dokunuyor ki!

Hiç sıkılmadan,sayfalar su gibi akıp gidiyor.Neden bilmem,çok seviyorum işte! Belki bunda Feride karakterini çok sevmemin de etkisi olabilir.

Kitapta en sevdiğim kısımlardan biri :
Boğazımı düğüm düğüm eden,gözlerimin sulanmasına neden olan kısım..

Demem odur ki,çok seviyorum.Eğer okumayan varsa hala,okumalı :)


23 Mart 2015 Pazartesi

Bursa 13.Kitap Fuarı (2015) - Aldıklarım

Geleneksel haline gelen bir kitap fuarı yazımdan daha merhaba ! :)

Her sene 2 kere gitmek adetimdi,bu sefer sadece bir kere gidebildim,fuarın ikinci günü.Bir kez daha gitme niyetim vardı ama açıkçası yollarda sürünmek istemedim.Erken gidip erken döndüğüm için de çok fazla kalabalığa kalmadım,mutluyum :)

Bu sefer neredeyse hep klasik aldım diyebilirim ! Ablamla çoğunlukla çiklit kitaplar okuduğumuzu ve önemli romanları kaçırdığımızı düşündük, o yüzden tercihlerimiz bu yanda oldu.
Sadece klasik olmayan "İlk Son Öpücük" ve "Beni Bulun" var.İlk Son Öpücük ablamın arkadaşının tavsiyesiyle alındı.Beni Bulun'u da zaten çok merak ediyordum,5 TL'ye bulunca kaçırmadım.İlk Son Öpücük de 10 TL'ydi bir Martı klasiği olarak :)

"Sabahattin Ali"ler dikkatinizi çekti eminim.Ablamla Sabahattin Ali aşığıyız! O yüzden 4 tane kitabını kapıverdik :) YKY'ndan bir de Mine Söğüt ekledim,okumak-tanışmak istediğim yazarlar arasındaydı.

Kafka'nın meşhur Dönüşüm'ü.Artık okumak gerekti.

Ermiş ve Satranç zaten uygun fiyatlı kitaplardı,bir de indirimli ikisi 10 TL'ye gelince tadından yenmedi :)

"Eşekli Kütüphaneci" de beğenilen,benim de merak ettiğim kitaplar arasındaydı.

Ve Baba Evi-Avare Yıllar ! Benim için fuarın kitabı budur :) Hiç Orhan Kemal okumadım,üzülerek ve utançla söylüyorum. Fuarda kitaplara bakınırken bir beyefendi bize aklımızda bir şeyler olup olmadığını sordu,isterseniz tavsiye edebilirim dedi.Biz de onun tavsiyesini istedik,bu kitabı verdi.Seçimlerinize güveniyoruz,alalım dedik.İçine bir şey yazacağım şimdi dedi ve Orhan Kemal'in oğlundan .. diye başlayan güzel dileklerini sunan bir yazı yazdı.Ve ikimiz de donduk kaldık ablamla,çünkü karşımızdaki Orhan Kemal'in oğlu Işık Öğütçü imiş.Çok şaşırdık hem de çok sevindik.O kadar mutlu oldum ki anlatamam.
Kendisi bu kitabı okuyunca doyamayacağımızı,bütün Orhan Kemal kitaplarını okuyacağımızı hatta "Bizi nerden bulaştırdınız!" diyeceğimizi söyledi.Eminim öyle olacak :) Çok teşekkürler!

Son kitabım da fotoğrafa eklemeyi unuttuğum Yaban.

Eveet,bir fuar daha böyle geçti.İndirimler her zamanki gibiydi bence Can,DK,YKY.. gibi yayınevlerinde %25 %30 civarıydı.Martı'da 10 TL,5 TL'lik kitap bölümleri vardı vs. vs.

Ve Martı bir katalog verdi.Çok çokk güzel.Bir de kitap okuma lambası aldım.


O kadar güzel kitaplar aldım ki çok mutluyum! Bayadır kitap almıyordum,acısını çıkardım:)
Siz neler düşünüyorsunuz peki ? Okuduklarınız,okumak istedikleriniz var mı ? Ve Bursalılar,sizin fuar maceranız nasıl geçti ? :)


Not : Kitap fuarı diye aratırsanız,geçmiş yıllardaki yazılarımı da görebilirsiniz.

16 Mart 2015 Pazartesi

Geniş Zamanlar - Ayşe Kulin

İncecik bir hikaye kitabı.
Ayşe Kulin'in en çok tarih ile harmanlanmış romanlarını seviyorum,iyice anladım :)
Kitaptaki hikayelere çok bayıldığımı söyleyemeyeceğim.
Ama kitapta bir karakter var ; Aydın.Maalesef Türkiye'nin (veya Dünya'nın) gerçeklerinden biri,böyle insanlar var! Söylemeden geçemedim!

Tanrının sonunda bana acıdığını ve yardım etmeye karar verdiğini düşünmem için sebeplerim var. Kocam elini bile sürmüyor bana. Yanıma yaklaşmıyor, yüzüme bakmıyor. Ayrı odalarda yatıyor, karşı karşıya gelmemeye gayret ediyoruz. O sabahın erken saatlerinde, mutfak masasına hazırladığım kahvaltısını tıkınıp çıkıp gittikten sonra, büründüğüm kara çarşafı fırlatıp atıyorum evin bir köşesine. Yatağıma dönüyorum, her bir anını, ellerimi incecik bir ipek üzerinde dolaştırır gibi özenle okşayarak, severek, hasretle titreyerek düşündüğüm on yılıma geri gitmek için. Gözlerimi yumup, yeniden yaşamaya başlıyorum. 
Geniş Zamanlar, hayatın içinden akan, kendi zamanlarını yaşatan öykülerden oluşuyor.

Yayın Tarihi
ISBN9752892574
Baskı Sayısı39. Baskı
DilTÜRKÇE
Sayfa Sayısı114


13 Mart 2015 Cuma

FİLM | Whiplash(2014) - The Theory of Everything(2014)

Çok uzun zaman önce yazmam gereken bir yazı ile karşınızdayım!
Gecikmesinin sebebi ise niyetimin tüm Oscar adayı filmleri izleyip birlikte yorum yazmak olmasıydı.Kısmet olmadı,sadece ikisini izleyebildim.Bir de önceden izlediğim Grand Budapest Hotel var.
Harika bir hırs örneği!
Ben hırslı bir insan değilim ama hep öyle olanlara özenmişimdir.(kararında hırs tabii :)
Sevdiği şey uğruna her şeyi yapıp,her şeyini verebilecek bir insanın hikayesi resmen.Oyunculuklar zaten bir harika!
Ancak ben filmdekiler gibi "hakaretle,çok kötüsün" denilmekle gaza gelebilen insanlardan değilim,bir tek o kısmı birazcık rahatsız etti beni :)
İzlemelisiniz!

IMDB puanı : 8,6


Vizyon tarihi : 16 Ocak 2015
Yapımı:2014 - ABD
Tür:Dram
Süre:105 Dak.
Yönetmen:Damien Chazelle
Oyuncular:J.K. Simmons ,  Miles Teller ,  Paul Reiser ,  Melissa Benoist ,  Austin Stowell
Senaryo:Damien Chazelle

Film Özeti
Prestijli müzik okulu Shaffer'da 1. sınıfta okuyan 19 yaşındaki Andrew Neiman (Miles Teller), hırslı bir davulcudur ve günün birinde efsaneler arasına girmeyi hayal etmektedir. Buranın en önemli orkestrasının şefi ise Terrence Fletcher (JK Simmons) adında, oldukça katı eğitim prensipleri uygulayan bir müzisyendir. Günün birinde Neiman'ın yeteneği Fletcher tarafından farkedilir ve okulun ana orkestrasına alınır. Fletcher'ın gözüne girebilmek için insanüstü bir çalışma sergileyen, ailesini ve özel hayatını bile bir kenara atan Neiman ile Fletcher'ın arasında tansiyonu hiç düşmeyecek bir öğretmen-öğrenci ilişkisi başlayacaktır.


Gerçekten böyle seven insanlar var mı ? diyerek başlamak istiyorum bu filmle ilgili yorumuma :)
Stephen Hawking'in başarılarında kesinlikle eşinin büyük katkıları olmuş.
Stephen Hawking sadece başarılarını bildiğim ama çok tanıdığım bir insan değildi.Bu filmle merakımı gidermiş oldum :)
Biyografik filmleri seviyorsanız izlemenizi tavsiye ederim..

IMDB puanı : 7,8

27 Şubat 2015
2014 - İngiltere
Biyografi ,  Dram
123 Dak.
,  
Film Özeti
Ünlü İngiliz fizikçi ve bilimadamı Stephen Hawking'in kariyerinin ilk yıllarına, fiziksel kapasitesini giderek düşüren ALS hastalığının aşamalarına ve ilk eşi Jane Wilde ile ilişkisine odaklanan Her Şeyin Teorisi filmi, sinema dünyasının en önemli ödüllerinde birçok adaylık kazandı. Özellikle Eddie Redmayne'in müthiş Hawking performansı, izleyiciler tarafından büyük takdir topladı. Film, Türkiye'de 27 Şubat 2015'te gösterime girecek.











10 Mart 2015 Salı

Kış Sarayı - Eva Stachniak

Güzel bir kitaba daha yazık ettim..
Kitap benim için çok keyifli başlamıştı ancak hem isimler yabancı hem de çok olunca (sonradan da bir sürü karakter eklenince) ve benim okuma sürem uzayınca hepsi birbirine girmeye başladı."Bu kimdi ya?! " havalarında dolaştım uzun bir süre.
Zorlaya zorlaya kitabı bitirdim.
Kitap aslında çok güzeldi.Bir ara,canım çektiği zaman,tekrar okumayı düşünüyorum.
Aman siz benim düştüğüm hataya düşmeyin!

6 Mart 2015 Cuma

SANATA VE KEŞİFLERE YER AÇIN, GENÇLER GELİYOR!

Son senelerde sanat alanında yapılan yatırımlar ve etkinlikler gün geçtikçe artıyor ve gelişiyor. Özellikle İstanbul’da hayat bulan bu tarz etkinliklerden biri var ki, çok kısa sürede hem kendine has tarzı hem de izlediği yol ile oldukça ses getirdi. Bundan 2 sene önce, ulaşılabilir sanat alternatifi olarak yola çıkan ve her yıl yeni sanatçıların üretimleriyle gelişen Mamut Art Project’ten bahsediyoruz. Mamut Art Project bu sene Akkök Holding’le birlikte yoluna devam ediyor. Akkök Holding gibi güçlü şirketlerin genç sanatçılara destek olması, hiç şüphesiz ülkemizde kültür sanatın gelişmesinde ve yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor. MAP’15 by Akkök hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, www.mamutartproject.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Proje, genç sanatçıları, koleksiyonerler, galeriler, kültür-sanat kurumları ve sanatseverlerle galeri, müze, atölye gibi alışılagelmiş mekanların dışında, bir araya getirmeyi hedefliyor.
İsmini de insanoğlunun mağaralarda keşfedilmiş ilk çizimlerinde en çok görülen figürlerden biri olan “mamut”tan alıyor. Bir başka deyişle, “Mamut” bu projede sanatçıların büyük kitlelere göstereceği ilk eserlerini simgeliyor.

Mamut Art Project 2015 by Akkök’ün her yıl alanında uzman farklı isimlerden oluşan jürisi bu sene, Agah Uğur, Başak Şenova, Eda Kehale Argun, İnci Eviner ile Osman Erden'den oluşuyor. Jüri bu yıl başvuruda bulunan 1000’e yakın portfolyoyu değerlendirdi; yurtiçi ve dışından toplam 56 genç sanatçının 400 adet eserini sergilemeye layık buldu. Projeye bu yıl İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Diyarbakır, Konya, Nevşehir, Van, Karabük, Malatya, Kırklareli, Edirne’den genç sanatçılar da ilgi gösterdi. Mamut Art Project 2015 by Akkök, bu sene sınırlarını Türkiye dışına taşıyarak Fransa, Ukrayna, Almanya, ABD, Avustralya, Hollanda, Bulgaristan, İsviçre, İran’dan sanatçıların da ilgisini çekti.

Nerden çıktı bu Mamut?
Bu yıl 26-29 Mart 2015 tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta düzenlenecek olan Mamut Art Project by Akkök, fotoğraf eğitimi alan Seren Kohen’in girişimi ve sanat tarihi ve kültür politikaları üzerine çalışmalar yapan Tuba Kocakaya’nın sanat direktörlüğünde gerçekleşiyor.
Mamut Art Project 2015 by Akkök, her sene sanatseverlere yeni sanatçıları keşfetmeleri ve uygun fiyatlar ile ilk koleksiyonerlik adımlarını atabilmeleri için alternatif bir platform yaratıyor.

Bu sene sanatseverleri neler bekliyor?
Genç sanatçıların eğilimlerini, değişen trendleri yansıtan önemli bir platform olma rolünü de üstlenen Mamut Art Project 2015 by Akkök sergisine gelenler özellikle resim alanında bu sene farklı tarz ve tekniklerdeki çalışmaları görme fırsatı bulacaklar. Sergide ayrıca video art çalışmalarının yanı sıra fotoğraf ve güncel sanatın giderek gelişen ve cazibesi artan bir alanı olarak nitelendirilen sound art örnekleri de 26-29 Mart 2015 tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta izleyici ile buluşacak.
Bu günlerde karşınıza “Mamut çıkabilir!” dikkatli olun… 
Mamut Art Project 2015 by Akkök projesi çerçevesinde Pera, Sakızağacı, Maçka, Pangaltı, Etiler Akmerkez, Bağdat Cad. Kaya Taksi başta olmak üzere İstanbul genelindeki taksi duraklarında “Mamut sağolsun!” yazılı taksilere rastlayabilirsiniz.
Siz de eserinizi sergileme şansı yakalayın!
Akkök Holding ve Mamut Art Project’in birlikte gerçekleştirdiği #yourartismyheart etkinliğine katılan 3 kişi eserini etkinlik süresince Akkök Lounge’da sergileme imkanına sahip olacak. Katılmak için çektiğiniz fotoğrafı Instagram ya da  Twitter hesabınızdan #yourartismyheart hashtagiyle paylaşmanız gerekiyor. Yarışma hakkındaki detayları www.yourartismyheart.com adresinde görebilirsiniz. Ayrıca gönderdiğiniz fotoğrafın daha fazla oy alması için buradan arkadaşlarınıza da gönderebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Mart 2015 Çarşamba

Ocak - Şubat Okuduklarım '15


Fotoğrafta Kış Sarayı'nı unutmuşum,özür dilerimm!

Ocak ayında 1 kitap okumamdan mütevellit (tekrar okuduğum bir kitap da vardı ama tekrar okuduklarımı saymıyorum) Şubat ayında sayıyı biraz daha arttırsam da tablo pek iç acısı değil :) Neyse buna da şükür :) Zaten çok okuyamadığımın farkındayım ve bütün sene de böyle gidecek sanırım.
Ocak ayında okuduğum tek kitap :

Ruh ve Yürek : Maeve Binchy kitaplarını seviyorum.Sevimliler,insanda güzel duygular uyandırıyorlar.Ama hepsindeki ortak sorun (bende oluşan) kitabı okuma süremi uzatırsam karakterler birbirine girmeye başlıyor! Çünkü kitabın arasında da bir sürü karakter dahil oluyor olaylara.Bu kitapta da çok güzel ilerliyordum,ta ki kitap okuma sürem uzayınca karakterler birbirine girmeye başlayana kadar :'/

İstanbullular :  Daha önceden kitabı yarım bırakmıştım ama bu sefer ön yargılarımı bırakıp tekrar okudum.Çok sevdim mi hayır ama yine de neden yarım bıraktığımı farkedip,yazara içten içe olan kırgınlığımı atlattım bu kitapla :) Buket Uzuner severiiz!

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri : Sıradışı vakalara her zaman ilgi duymuşumdur.Bu kitapla ilgili de çok güzel yorumlar okuduğum,bir ara da oldukça popüler olduğu için beklentimi yüksek tutarsam hep hayal kırıklığına uğruyorum! Tamam sıradışı şeyler de var ama kapaktan dolayı ben hep "daha fazla" daha sıradışı şeyler beklemiştim,olmadı.

Cesaret Veren Öyküler : Bu kitabı kuzenimden almıştım.İçerisinde güzel öyküler var,başucumda tutup yatmadan önce bir kaç tane okumayı seviyorum öykü kitaplarını.

Geniş Zamanlar : Bunun yazısını daha yazmadım,tamamen tembelliğimden dolayı.İlk defa Ayşe Kulin'in bir öykü kitabını okuyorum sanırım.Romanlarını daha çok seviyorum,kesin düşünce :)

Kış Sarayı : Bu da yine okuma süremi uzatıp kurban giden kitaplardan.Bir süre sonra canım çekerse tekrar okurum,gayet güzel bir kitaptı.Bunun da yazısı gelecek,söz!


Eveet,siz neler okudunuz bu iki ayda ? Yorumlarınızı bekliyorum,ben çok konuştum,sıra sizde!


20 Şubat 2015 Cuma

Kitaplıkta Son Durum (Okunacaklar)

Kitaplığımda okunacak 5 tane kitabım kalmış :)
Ki Kıyamet Gösterisi ve Ada'daki Ev 'i daha önce yarım bırakmıştım.Tarçın Kokulu Kız  ve Huckleberry Finn'in Serüvenleri'ni de başlayacağım başlayacağım deyip bir kaç sayfadan fazla okuyamamıştım.
Çok fena kitap alasım var ama öğrencilik işte :) Önce bunları bitireyim de :)
Sizin okuduklarınız var mı aralarında ? İlk önce hangisinden başlamalıyım ?


19 Şubat 2015 Perşembe

Cesaret Veren Öyküler - Cengiz Erşahin


Bu tarz kitapları başucu kitabı yapıp yatmadan bir kaç öykü bitirerek okumayı sevdiğimi biliyorsunuz.Tabii ki yine öyle yaptım :) O yüzden biraz zaman aldı.
İçinde güzel öyküler var,tavsiyeler var.Keşke daha uzun sürse :) Ama kütüphanede bulunmalı,ihtiyaç olduğunda birkaç öykü okuyup işe koyulmalı,o zaman faydası olur sanırım :))

Bir örnek.Çok hoşuma gitmişti!

Hepimiz bunları yapmıyor muyuz??

Yazarın okuduğum diğer kitapları : 




17 Şubat 2015 Salı

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri - Gary Small

Kendi kitaplığımda okunmayı bekleyen 4-5 kitabım kaldığı için geçen teyze ziyaretinde kuzenimin kitaplığına saldırdım :) Bir kaç kitap da ondan aldım hemen okumaya başladı.
Ve ilki bitti bile.
Şunu söyleyebilirim ki kitap çok benlik değildi.Ya da ne bileyim isminden dolayı çok uç şeyler beklemiş olabilirim.
Tamam okurken keyif aldım,yeni şeyler öğrendim ama çok bayıldım diyemiyorum maalesef :) Aslında insanları dinlemeyi ve tavsiyeler vermeyi de severim (çok aşırı olmadıkları sürece :P) ama ne bileyim :)
Çok garip bir yorum oldu farkındayım ama benim de kafam karışık bu kitapla ilgili.Belki de gündemle alakalıdır,içimizi sıkan,bizi boğan,göğsümüze yumruk oturtan olaylardan dolayı!
Psikoloji ilgi alanınıza giriyorsa okuyun derim.

13 Şubat 2015 Cuma

İstanbullular - Buket Uzuner


Daha önceden bu kitabı yarım bıraktığımı biliyorsunuz.Ama bu sefer okuyuşumda anladım ki benim kızgınlığım yazara değil,kitaptaki kahramanlaraymış ! Kitabın tarzı bana biraz Gümüş Yıldönümü'nü hatırlattı.Tek bir olayın bir çok kişi gözünden anlatılması olarak açıklayabiliriz.
 Kitapta sevmediğim bir çok karakter vardı : Aleyna,tabii ki Tijen, hatta Ayhan ! Benim pek hoşlandığım bir erkek tipi değil :)
İlk başlarda farklı farklı hikayeler okumak,hayatlara tanık olmak hoşuma gitse de sonlara doğru sıkılmaya başladım.Çünkü Ayhan ve Belgin hakkında daha fazla şey öğrenmek istedim! Kitabın yıldızı olduklarına göre Hamo,Mehmet Entek filan pek ilgilendirmiyordu beni yani :P
Benim için orta şeker bir kitaptı.Bu tarz romanları seviyorsanız okumalısınız.

Altı Çizilenler: 

İnsan yaşadığı yeri sevmeden nası mutlu olabilir ? Hayal kurmaya imkan vermeyen bir hayat hayat mıdır? sf: 92

Kendisine öğretilen 'değer' kavramıyla,gerçek hayatta öğrendiği 'değer'ler farklıydı.Değerlere sahip bir insan olmak hem çok basit,hem de çok zordu.Basitti : dürüstlük,samimiyet,doğallık gerektiriyordu. Zordu : bedelleri ağırdı ve büyük cesaret istiyordu. Kimse dürüst,samimi,doğal insanı sevmiyor,ondan hatırlattıkları nedeniyle nefret ediyor,onu yalnız bırakıp cezalandırıyordu. sf:205

İnsan en çok kendine dair soruların yanıtlarından ürker. sf:325
 



8 Şubat 2015 Pazar

FİLM | Lucy (2014) - Accepted (2006)

Lucy daha Türkiye'de vizyona girmeden hakkında bir kaç şey okumuştum ve konusu ilgimi çekmişti.Ama internette okuduğum yorumlardan sonra hevesim kırıldı ve izlemedim.Çevremden de bir ara sık sık Lucy'yi duyuyordum ve "yeter!" deyip izledim.
Konu güzel mi güzel.Ama film daha güzel olabilir miydi ? Evet.
"Zamana Karşı" filmi için söylediklerim bu film için de geçerli.Filmi daha fazla patlatabilirlerdi.
Yine de sonu haricinde beğendim,sıkılmadan izledim.

IMDB puanı : 6.4

Film Özeti

Scarlett Johansson'ın başrolünde yer aldığı ve özel yapım bir uyuşturucu kullandığında tam bir ölüm makinesine dönüşen ve özel güçlere sahip olan Lucy'nin hikayesi anlatılıyor.


Nerde eğitim sistemini eleştiren film orda ben :P
Dram izlemekten sıkıldığım bir gün "Biraz da komedi izleyeyim!" diye dolaşırken gözüme bu film çarptı.Blake Lively varmış,izleyeyim bari dedim.Yorumlar da çok iyiydi.
Ve sonuç olarak filmi çok beğendim.Ve keşke hepimiz South Harmon Institute of Technology üniversitesinde okuyabilseydik :)

IMDB puanı : 6.5

Film Özeti

Lise son sınıf öğrencisi Bartleby Gaines, hiç bir üniversiteye kabul edilmez. Ailesininde baskısından kurtulmak isteyen Bartleby kabul edilmeyen bir kaç arkadaşıyla birlikte kendi sahte kampüsünü kurar ve olaylar gelişir...


6 Şubat 2015 Cuma

FİLM | Sevimli Tehlikeli (2015)

Film daha dün vizyona girdi ve ben tez elden size yorumlarımı bildirmek istedim.
Filmi ilk çıktığı gün izledik.Aslında öyle bir planımız yoktu ama iyi oldu :)
Film öncesinde de iyi hisler vardı içimde.
Ve filmi biz çok sevdik ! İçinde aksiyon var,aşk var,özlem var..Gülüyorsunuz,duygulanıyorsunuz :)
Gerçekten güzel ve eğlenceli bir film olmuş.2 saate yakın filmi hiç sıkılmadan izledik.Vizyondayken bir şans verin derim :)

Film Özeti

Zarok (Şükrü Özyıldız) yıllar önce Edirne’de bir ailenin beşikteki bebeğini kaçırıp büyük acıların yaşanmasına sebep olur. Yıllar sonra bu vicdan azabından kurtulacağı bir fırsat yakalayan Zarok, kaçırdığı Zeliş'i (Ayça Ayşin Turan) 2. kez kaçırıp gerçek ailesine götürürmek üzere yola çıkar. Bu sırada aşk dolu maceralara atılırlar.
Özcan Deniz'in bu filmi, birçok masal ögesini bir araya topluyor.


4 Şubat 2015 Çarşamba

Müziğin Enerjisi #16

Bu sıralar sürekli dinlediğim ve bayıldığım bir şarkı var.Buyrun :
Çok eğlenceli olmamış mı?

Ay hatta bunu da ekleyeyim.Remixsiz halini dinleyin lütfen.Radyoda bir türlü normalini vermiyorlar sinir oluyorum!


Bunlardan önce de Lorde'un şarkılarına takmıştım.
Beni ben yapan özelliklerden biri de bir şeye takıntılıysam illa bıkana kadar yapacağım! :) O yüzden bir ara da hep Lorde dinliyordum.Hatta bu ara yeni bir makarna sosu öğrendim ona takıntılıyım,sürekli makarna yiyoruz filan :P


Albümde en sevdiğim şarkı sanırım Tennis Court oldu.Onu da Buzzcut Season takip ediyor.
Özellikle Tennis Court'un başlangıcı çok güzel ve resmen benim düşüncelerimi yansıtıyor!

Don't you think that it's boring how people talk ?
Making smart with the words again -well,I'm bored ! 



Bayadır bu seriyi yazmıyordum,özlemişim,iyi geldi.Aralarından sizin de sevdikleriniz var mı ? Yoksa yeni mi dinliyorsunuz ? Sevdiniz mi? Yorum bırakmayı unutmayın :)

3 Şubat 2015 Salı

Bu Nasıl Hava ?!!

fotoğraf alıntıdır.



Günlerdir Bursa'da hava berbat.
İlk önce bir lodosla başladı.Ama nasıl lodos ! Evde bile şiddetli bir şekilde duyuluyor sesi.
Cumartesi günü hiçbir yere gitmedim.Pazar günü ise biraz gezelim,alışveriş yapalım dedik.Hava sıcak bile sayılabilirdi.Ama o lodos var ya ! Baş ağrısı yaptı resmen.Trafik lambaları bile sallanıyordu.Gerçi alışveriş merkezindeydik ama çıkışta kafamıza bir şey düşmediği için çok şanslıyız sanırım! Nasıl sıkıcı,boğucu bir hava!
Dünden beri de yağmur var.Hatta gök filan gürüldüyor ben bunları yazarken.Yine elektrik kesintisi olmazsa şanslıyız sanırım.
3 gündür de metro çalışmıyor vinç düştüğü için.Stadyumda da vinç düşmüş,başka yerde tırlar devrilmiş,evlerin çatıları uçmuş.Sanırım ilk defa Bursa'da bu kadar şiddetli lodos görüyorum.
fotoğraf alıntıdır.

Kışın en sevdiğim zamanı Aralık'tır,yılbaşı ruhundan dolayı :) O da geçince hiçbir zevki kalmıyor.Özellikle her gün gitmeniz gereken bir yer varsa,sokaklarda işkence resmen.Böyle yağmurla filan da kış anlaşılmıyor ki :)

İşte bu da böyle bir iç dökme yazısı oldu.Bugün de ben meteorolojinin görevini üstlenip size Bursa'daki hava durumundan bahsettim :P Var mı yaşadığı yer hala günlük güneşlik olanlar ? Özledik vallahi :)


Not : Yayınlayana kadar güneş açtı.Al bir de burdan yak :))
Buyrun son durum.Bizim kafalar iyice karıştı!

31 Ocak 2015 Cumartesi

Tekrar Tekrar Okuduklarım #2 : İki Yeşil Susamuru


Okuduğum kitapları hatırlayamıyorum! Bu benim için bazen avantaj bazen dezavantaj. Avantajı ise böyle sevdiğim kitapları tekrar tekrar okuyabilmem :)
Instagram'da bu ara bolca görür olmuştum bu kitabı.3 yıl önce okumuştum,hatırlayamıyorum dolayısıyla :)
Kitabın bitişini bile hatırlayamadım,sonunda yine şok oldum kafam karıştı :) Bu karakterlerle tanışmak isterdim oysaki.
Buket Uzuner'in kalemini çok seviyorum.İstanbullular kitabını yarım bırakmıştım hatırlarsanız,ona bir şans daha vermek istiyorum,belki bu sefer tamamını okurum.
Okumanız gereken bir kitap,tavsiye ediyorum!

Not : Blogda bu kitapla ilgili yorumuma baktım da,o zaman da Selen'i çok sevmişim:)

Blogdaki Buket Uzuner kitapları :


29 Ocak 2015 Perşembe

FİLM | Enough Said (2013)



Yine afişiyle sürekli gözüme çarpan bir filmdi.Ama izlemek bir türlü nasip olmamıştı.
Geçenlerde aklıma düştü yine,dedim izleyeyim artık. (devrik cümle kraliçesi :P )
Bu ara hep sakin filmleri kendime mi çekiyorum nedir.At Middleton gibi bu da bir "orta yaş filmi" olarak adlandırılıyor :) Yaşlandım mı acabaa :)

Büyük bir beklentiyle izlememiştim filmi.Sakin sakin izlerim diye düşünmüştüm.Öyle de oldu.
Büyük beklentilere girmeden izlerseniz keyif alacağınız bir film olabilir.

Not : Afişte kadın çok genç gözükmüyor mu ? Filmi açınca şok geçirdim :)))
Not 2 : Bu film James Gandolfini'nin vefat etmeden önce rol aldığı son filmiymiş.Daha önce kendisinin hiçbir filmini izlemedim ama film boyunca aklıma geldikçe hüzünlendim.

IMDB puanı : 7,1

Film Özeti

Amerikan bağımsız sinemasının tanınmış yönetmenlerinden Nicole Holofcener'in yönetmenliğini üstlendiği, ilk gösterimini Toronto Film Festivali'nde yapan Başka Söze Gerek Yok, Haziran ayında kaybettiğimiz, The Sopranos dizisinin yıldızı James Gandolfini'nin rol aldığı son film. Başrolde Gandolfini'ye Seinfeld dizisinde Elaine rolüyle tanıdığımız Julia Louis-Dreyfus eşlik ediyor. Kızına düşkün Albert, eşinden yeni boşanmıştır, tıpkı masöz Eva gibi. Bir partide tanışan Eva ve Albert, yakınlaşmaya ve sonunda görüşmeye başlarlar. Ne var ki, Eva'nın arkadaş olduğu bir kadın müşterisi, bu tatlı denklemi alt-üst edecektir



25 Ocak 2015 Pazar

ÇEKİLİŞ | Afede Kitap Hediye Ediyor:)

Uzuun zamandır çekiliş haberi paylaşmıyordum.Ama kitap deyince akan sular duruyor biliyorsunuz :)
Sevgili Afede'nin çekilişine de katılmadan edemedim.Çok güzel gözükmüyor mu?
Hadi o zaman siz de hemen katılıın :)

22 Ocak 2015 Perşembe

MİM | Sosyal Medya

Sevgili Kitaptan Bayan beni mimlemiş.Teşekkür ediyoruum :)
Hemen başlayalım!

Facebook sorusu : Herkesin sana okuman için baskı yaptığı bir kitap?
Üzülerek söylemek istiyorum ki Harry Potter serilerinden sadece ilkini okudum :/ Baskı yapmak değil de,herkes çok beğeniyor,ben de oldukça merak ediyorum..

Tumblr sorusu : Sen okuduktan sonra popüler olan bir kitap ?
Senden Önce Ben kitabını okuduktan bir süre sonra etrafta bir sürü okuyan insan görmeye başladım.Tabii bu benden kaynaklı bir durum değil,algıda seçicilikle alakalı :)) Yoksa herkesin benden görüp okuduğunu söyleyecek halim yok,hiç sevmem bu tarz şeyleri :)

MySpace sorusu : Beğenip beğenmediğini hatırlamadığın bir kitap ?
Bilemedim ki şimdi :)


YouTube Sorusu : Filme çevrilmesini istediğin bir kitap?
Serenad - Zülfü Livaneli

Goodreads sorusu ? Herkese önerdiğin bir kitap ?

Buna da cevabım Serenad.Bir çok kişiye önerdim,herkes de çok sevdi.

Eveet cevaplarım bunlardı.Ben de cevaplamak isterlerse ;
Hayata Dokunan Satırlar 'ı mimliyoruum :)




FİLM | At Middleton (2013)

Bu aralar oldukça film izleyesim var.Çok fazla izlemek istediğim film var,herkes gibi benim de.Ama ya aklıma gelmiyor filmler,ya da hiçbirini izlemek istemiyor canım.O zamanlar açıyorum film sitelerini,afişlere bakarak filme karar veriyorum.Afişlerin beni çağırmasını bekliyorum.(Tabii altındaki yorumları da okuyorum daha sonra :) Ve böylece filmime karar vermiş oluyorum. Film izleyeceğim zaman %90 yaptığım bir şey bu :)

At Middleton da afişiyle çağıran bir film olmuştu beni.Sizde de bir dinginlik hissi uyandırmıyor mu afiş?
Dün gece yatmadan önce şöyle sakin bir film izleyeyim demiştim,doğru bir seçim yaptım da denebilir ;)

At Middleton , Middleton Üniversitesi tanıtım turuna katılan iki ebeveynin bir günde hayatlarının nasıl değiştiğini anlatıyor.Ya da.. Neyse, spoiler vermeyi sevmem,bilirsiniz :)

Filmdeki favori sahnelerim tabii ki;
bisiklet ve
tiyatro sahneleriydi..

Film boyunca zaman zaman gözlerim yaşardı.Hayatta sorumluluklarımız,zorunluluklarımız var ve bazen onlardan kurtulamıyoruz.Yeni,radikal kararlar almak çok zor.

Ayrıca ben filmin çekildiği yere bayıldım! İçim açıldı bir yandan da her taraf yeşil yeşil :)

Eğer siz de bu tarz filmlerden hoşlanıyorsanız izleyebilirsiniz :) Ben oldukça sevdim.

IMDB puanı : 6,5



Film önerilerinizi bekliyorum.Her türde olabilir :)


Bunlar da İlginizi Çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...